ABD-Çin teknoloji savaşı, 8 yıldan beri ilk kez şiddetlendi ve tarifelerden ihracat kontrollerine, piyasa erişim kısıtlamalarına kadar geniş bir cephede önlemlerle küresel elektronik ortamı yeniden şekillendiren bir teknolojik üstünlük yarışı haline geldi. Yapay zekadan çip üretimine, 5G altyapısından kuantum teknolojilerine kadar birçok alanda kıran kırana bir rekabet yaşanıyor.
Teknoloji rekabeti sadece iki ülke arasında kalmıyor, büyük ülkeler de stratejik adımlar atarak pazardaki yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor. Gümrük tarifelerinin uygulanmaya başlamasıyla birlikte ticaret savaşının rotası da değişiyor. ABD, Çinli teknoloji devlerine yönelik yaptırımlarını genişletirken, Pekin yönetimi de yerli üretimi teşvik ederek Batı’ya bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Özellikle çip üretiminde kritik bir oyuncu olan Tayvan’ın jeopolitik önemi bu süreçte daha da arttı.
YAPAY ZEKA VE OTONOMA YATIRIMLAR
Son yıllarda gündemimizde olan yapay zeka, süper güçler arasındaki rekabetin en yoğun yaşandığı alanlardan biri. ABD, yapay zeka yatırımlarında dünyada lider haline geldi. Çin ise yapay zeka teknolojilerine yaptığı büyük yatırımlarla dikkat çekiyor. 2020 yılında, bir dronun Libya’da insan müdahalesi olmadan gerçekleştirdiği saldırı, otonom silahların savaş alanındaki rolünü gözler önüne serdi. Bu süreçten sonra gerçekleşen savaşlarda en çok kullanılan saldırı güçleri oldu. Çin’in, 2026 yılına kadar tamamen otonom silah sistemlerini devreye almayı planladığı bildiriliyor.
ÇİP YATIRIMLARI
Küresel rekabetin bir diğer cephesi yarı iletken çipler ise modern teknolojinin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Tayvan, dünya genelindeki en gelişmiş çiplerin yaklaşık yüzde 92’sini üreterek bu alanda kritik bir rol oynuyor. Bu durum, Tayvan’ı ABD ve Çin arasındaki teknoloji savaşında stratejik bir merkez haline getiriyor. Çin’in Tayvan üzerindeki politik ve askeri baskıları, küresel çip tedarik zincirlerini tehdit ederken, ABD ise Tayvan ile olan ilişkilerini güçlendirerek bu kritik teknolojinin akışını güvence altına almaya çalışıyor.
ÜRETİM MERKEZLERİNİ DEĞİŞTİRİYOR
ABD, uyguladığı yeni politikalarla birlikte teknoloji devlerini, üretim merkezlerini Çin dışına taşımaya yöneltiyor. Son dönemde Lenovo, ASRock ve Dell gibi dev şirketler, tedarik zincirlerini çeşitlendirme stratejisini benimsemeye başladı. Teknoloji firmalarının Çin dışına yönelmesi, küresel üretim haritasında büyük bir değişimi işaret ediyor. Özellikle Hindistan, Vietnam ve Tayvan, yeni üretim merkezleri olarak öne çıkıyor. ABD, Çin ile olan ekonomik bağlarını azaltarak, teknoloji tedarik zincirinde daha bağımsız bir yapı oluşturmayı hedefliyor.
KARŞI ADIMLAR
Öte yandan, Çin de bu baskılara karşı önlemler alıyor. Pekin yönetimi, yerli şirketleri desteklemek ve ihracat üzerindeki baskıyı hafifletmek için çeşitli teşvik paketleri üzerinde çalışıyor. ABD-Çin ticaret savaşları, teknoloji sektöründe köklü değişimlere yol açıyor. Üreticilerin Çin’den çıkışı hızlanırken, Hindistan ve Güneydoğu Asya yeni üretim merkezleri olarak yükseliyor.
SOSYAL MEDYA HAMLELERİ
Sosyal medya platformları da ülkeler arasındaki gerilimin merkezinde yer alıyor. Dünyanın önemli iki gücü olan ABD ve Çin arasında yaptırımlar uygulanmaya devam ediyor. Özellikle ABD’nin Huwaei markasına uyguladığı yaptırımlar, markanın birçok ülkeden çekilmesine neden oldu. Bu yaptırımlar markaların gelişmesinin de önüne geçiyor. ABD, Çin merkezli TikTok uygulamasının ulusal güvenlik tehdidi oluşturduğu gerekçesiyle ByteDance şirketinden uygulamadaki hisselerini satmasını talep etti. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump, Çin’in diğer yatırımlardan daha az bir bütçeyle bu yıl başında geliştirip piyasaya sürdüğü yapay zeka uygulaması DeepSeek’i olumlu olarak gördüğünü ve Amerikan endüstrisi için bir ‘uyandırma çağrısı’ olması gerektiğini söylemişti.
EN ÇOK ETKİLENEN OTOMOTİV SEKTÖRÜ
Teknoloji savaşları, küresel ekonomi ve tedarik zincirleri üzerinde de derin etkiler yaratıyor. Özellikle otomotiv sektöründe yaşanan çip krizleri, üretimde aksamalara ve ekonomik kayıplara neden oluyor. Tayvan’ın çip üretimindeki merkezi rolü, bu tür krizlerin küresel boyutunu gözler önüne seriyor. Pandemi zamanında yaşanan çip krizi nedeniyle araçlar birçok fonksiyonunu revize etmiş ve teknolojilerini azaltmıştı. Tayvan’da yaşanabilecek bir çatışmanın dünya ekonomisine trilyonlarca dolarlık zarar verebileceği belirtiliyor.
MESAJLAŞMA UYGULAMALARI ATAKTA
Teknoloji savaşlarının bir diğer önemli cephesi ise mesajlaşma uygulamaları oldu. Rusya, Çin ve ABD kendine ait mesajlaşma uygulamaları kullanırken, bu aslında diğer ülke uygulamalarına güvenin olmadığını da gözler önüne seriyor. Telegram’ın kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Pavel Durov, uygulamadaki aylık aktif kullanıcı sayısının 1 milyarı geçtiğini bildirdi. Durov, Telegram’ın Çin merkezli WeChat hariç, dünyanın en popüler ikinci mesajlaşma uygulaması olduklarını söyledi.
İstanbul ticaret Gazetesi Barış Cabacı'nın haberi